| Insanlar kültür ve gelenekleriyle yaşarlar. Bu
gelenkler onların yaşamın bir parçası olur. Hiç şüphesizki her gelenek
şekli mutlak deĝildir. Toplumsal yaşamda iyi gelenkler olduĝu gibi,
kötü gelenklerde vardir. Çoĝu gelenklerin kadınlar için kötü olduĝunu
söyleyebiliriz. Zaten her gelenk bir şeye hizmet eder, bir amaç
tasir. Ama bizim konumuz bu deĝil. Gelenekler sabit kalmaz, zaman
göre degisir ve kendini yeniler. Zamanla bazı gelenekler yok olur,
bir parça kültür geçmiş tarihe katilir. Teknik gelişme ve televiziyonun
evlere girmesi ile , yüzlerçe sene devam eden gelenekler çok kısa
zamanda ortadan kalkarak, yerini dişarıdan gelen yeni geleneklere
bıraktilar.
Kovik köyün‘de evlenme geleneĝi de zaman ile degisime ugradi. Artık
yurtdışında, ülke içinde ve hatta köyde yaşıyan gençler bile, eski
evlenme geleneĝinden habersizler. Bu normal bir şeydir. Eski neslin
tükenmesiyle evlenme geleneĝinden hiç bir hatira kalmadi. Genç ve
gelecek nesilin bu geleneklerden bilgi sahibi olmalarinin tek yolu,
bunun yazıya geçirilmesidir. Kovik sayfasını açan arkadaşlar bunun
için çok deĝerli bir olanak hazırlamışlardir..Şayet biz, onların
bize verdikleri bu olanaklari dogru kulanirsak, çok sayıda gencimizin
bilgi sahibi olmasina yardımçı oluruz.
1. Bireyin aile tarafindan evlendirilmesi: Erkegin ailesi (anne,
baba, akrabasi vs) kendi çoçuĝu için bir kız bulur. Burada erkek
ve kızın birbirilerini sevip sevmemeleri çokta önemli deĝildir.
Önemli olan ailelerin bu evlilige razi olmalari. Burada erkek tarafı
kız istemeye gider. Kız tarafı kızını evlendirmek icin gitmez. Köyümüzde
eskiden bu gelenek egemendi. Yanlız cok katı ve sert şekilde uygulanmazdi.
Genclerin birbirlerinin sevip- sevmedikleri, steyip- istemdikleri
azda olsa dikkate alınırdi.
2. Kız kaçırma olayı: Bazı durumlarda kız ve genç birbirlerini
sevdikleri halde, aileleri bu evliliĝe razi olmazdi. O zaman genç
bir kaç arkadaşıyla sevdiĝi kızı kaçırırdı. Kızı bir yere götürür
ve saklanırlardı. Sonra köyün ileri gelenleri araya girer, iki aileyi
barıştırır ve bu evliliĝe ikna ederlerdi. Bu evlilikte epeyçe maçera
yaşanırdı. Bazı durumlarda da kız aileleri, kızlarını onun hiç istemediĝi
veya yaşlı birisine vermeye kalkarlardı. O zaman kız sevdiĝi bir
gençle kaçardı. Baslik parasida bu tür evliklerde rol oynardi. Baslik
parasi veremeyen gencler, sevdikleri kizi kacirmak zorunda kalirlardi.
Köyümüzde eskiden kiz kacirma usulu ile oldukca cok evlilik yapilirdi.
3. Dişardan evliklik. Kovik‘ te genelde evlemeler köy içinde olur.
Yani hem kız hem de genç kovikli. Bu şekilde köylüler arasinda akrabalik
baĝları daha genişliyordu. Bunun yani sira, yakin alevi köylerindende
evlenmeler olurdu. Sunni köylerden kiz alinip verilmezdi. Hiç süpehsiz
bu yanlış bir anlayıştı. Ve geçte olsa köylülerimizin dış dünyaya
açılmaları ile bu yanlış anlayış yıkıldı. Alevi- Sünni arası evlilikler
oldu.
4. Çok esli evlilik: Kovik`te çok esli evlilik çok nadirdi. Evlilerin
çoçukları olmadıĝı durmularda, evli erkek bir daha evlenirdi. Çoçuk
neslin devamı olarak kabul edilir. “Çoçuĝu olmadıĝı nesil tükenir
denilirdi“. Çoçukları olmamasinin nedeni erkekte olabilir düşünçesi
“yasaktı“. Hiç bir şekilde böyle düşünülmezdi. Nedeni mutlak kadındadır,
kadının çoçukları, olmuyor denilirdi. Böyleçe erkek bir daha evlenirdi.
Bosanma olaylarinada eskiden hemen hemen hic rastlanmazdi.
Şimdi 1970 lerde Kovik’te bir düĝüne katilalim..Sevgili Koviklı
gençler kendinizi süsleyin. Iyi giyinin ve tükürügünüzle ayna karşısında
sacinizi bir güzel düzeltin. Bu geçe düĝün var. Dügünler ayni zamanda
kiz ve erkeklerin birbirilerini görme ve tanisma yeri. Sevgili gençler,
isterseniz işe kiz istemeden yani söz almadan başlıyalım.
Söz alma:
Düĝün Rıza ve Elif’in düĝünleri. Rıza ji mala Reşît’, yanî layi
Resî’te . Elif ji mala Çemi’e, kiza Cemîl. Reşît’ oĝlu Rızayı evlendirmek
ister, artik evleme zamanı gelmiştir . Elifin babası kiz tarafinin
bu evliliĝi razı olup- olmadıĝını, kizini verip vermediĝini öĝrenmek
için bir akrabasini Cemil’in evine gönderir. Cemil‘ e hayirli bir
iş için geldiĝini söyler ve konuyu acar. Şayet Cemil kizi vermekten
tarafsa, rêya malame vekirîye (Evimizin kapısı açıktır) der. Yani
kizi vermekten taraf. Bunun için üç defa gidilir. Söz alma bitinçe,
bu defa söz kesmesye giderler. Gün belirlenir ve kız resmen istemeye
gidilir. Rıza ‚nın babası Reşît, bazı köylüler ve akrabalarıyla
Cemil‘ in evine giderler. Kiz istemede gencin akrabalarından biri
gencin babasi rolüne gecer. Aynı şekilde kızın akrabalarından biride,
kızın babası rölüne geçer. Burada Reşît’‘tin görevini akrabası Ali
veya Veli görür. Başlık parasını onlar keserler.
Başlık parası, kiz isteme karşılıĝında, erkek tarafının kızın aileseine
bir miktar para, daha doĝrusu koyun- keçi- sıĝr vb vermesidir. Kiz
tarafi mümkün oranda fazla başlık ister. Bunun 3 temel nedeni var:
Başlık parası yüksellince kizin deĝeri artar. Bu birinç neden. Ikinçi
neden, kiz istemeye gelen bazı misafirler ayaĝa kalkmazlar. Onlar
için başlıktan indirim yapılır. Genç tarafı başlıĝı ödediĝinde,
kiz babası ödeneni daha fazla miktar şeklinde kabul eder. Bu ise
üçünçü neden. Başlık parası kesilir. Diyelimki 5 Altin, iki altin
bilezik, 10 koyun ve 8 keçi. O zaman odada oturan insanlar diz üzerinde
oturmaya kalkar. Yanlız bunlardan bazıları başlık parası fazla bulur
ve kalkmaz. Kız babası da memnun etmek için, “sizlerin hatırız icin
1 altin ve 3 koyun atarım- yani almam“. Sonunçta onlarda dize otururlar.
Kız resmen istenilmiş sayılır. Yemekler yenilir ve nişan için gün
kesilir. Tabi damat adyina kına yapılir, eĝlençe…vs..Yanlız başlık
parası kesilmeden önçe söz alındıĝında ortaya bir tepsi konulur.
Ortaya konulan bu tepsi üzerine ordakiler erkek-tarafı para atar.
Şerbet içilir.
Nişan yapma:
Berbular nişan yapmak için kızın evine giderler. Berbu, erkek ailesinden
( teyze, hala…v.s..) kına yapmak ve kızı nişanlamk için kızın evine
gönderilen kadınlara denilir. Berbular kızın evine giderler , gece
kına yapılir. Artik iki genc nişanlıdirlar. Şayet iki nişanlı tesadufen
bir yerde, köy ortasinda karşılaşırsa birbirlerini görmemek için
kaçarlar- farklı yönlere giderler.
Herhalde koviklı genclerimiz çok meraklandılar ve uzatmadan düĝünü
yapılmasını isterler. Öyle ya belki bu düĝün başlangıç olur, düĝünde
sevdiĝi kızı- erkeĝi görürler, hiç olmaza elele oynarlar.
Düĝün:
Düĝün için söz kesilir. Düĝüne Davul- Zurna getirilir. Zurnasiz-
davulsuz dügün olmaz. Köyde davul- zurna yok, Varto’nun herhangi
bir köyünden getirirlir. Düĝüngünü, yani kınageçesi sabahı kızın
ailesi Birane (yiyecekli şeylerle davetiye) daĝıtır. Birane, gençin
ailesini hazırladıĝı ve berbuların nişana giderken beraberinde kızın
evine götürdüyü şeylerdir. Birane şu: Soĝumş haşlama et, kate, kuru
üzümdür veya elmadir. Birane düĝüne davetiyedir.
Düĝün geçesi berbular kızın evinde kalırlar, genç ise Musaib’in
evine götürülür. O geçe düĝün yapılır. Gom‘ de tüm geçe davul- zurna
çalar, millet oynar. Gomi aydinlatmada Lamba kulanılır. Genç kızlar
en iyi elbiselerini giyerek düĝüne gelirler.Genç erkekler saçlarına
tükürükleriyle parlatmayı ihmal etmezler. Düĝünde kadin-erkek ayırımı
yok. Isteyen isteyen kişiyle oynar. Koviktan tam bir eĝlençe havasi
içinde. Zurna düĝünde oynayan erkeklerin yanına gider ver zurna
çalar, onlarda zurnaçıya para veriler. O zaman zurnaçı zurnasını
yukarı kaldırarak çalar.
Insanalar oynaya oynaya yorularak sabah karşı evlerine giderler.
Ertesi gün gelin ata bindirilir, başında Hêlîya sor var. Kızın annesi
aĝlar. Gelinin annesi kızlarına Ceyiz (Yatak, yastik, çarşaf, sandik)
verirler. Berbularla birlikte (Onlarda ata binmişler), at üzerinde
geline dolaşarak yola devam. Tarlalarda erkekler at üzerinde çirit
atmayla meşguldurlar. Bazı gençlerden Ruvî nin yolunu beklerler.
Ruvî kızın evinden aldıĝ yastıĝı erkeĝin evine getiren kişidir.
Ruvî saklanarak, kimseye görülmeden gelmeye çalışır. Çünkü o biliyor
ki gençler onun yolunu bekliyorlar ve şayaet yakalarlarsa dayak
yer. Gelin eve yaklaşıyor, damat evin damı üzerine getiriliyor.
Damatın yanında musaibi ve iki genç var. Gençler damadın şapkasını-
külahını kaçırma fırsatı gözlerler. Şayet ellerine damadın şapkasını
geçirirlerse, ançak bir hediyeye karşı geri verirler. Gelin evin
kapısı önüne gelir, damat damın üzerinde. Damat gelinin kafasına
elma şeker, üzüm atar. Aşaĝıda bekleyen çoçuklar onu toparlarlar.
Ne demek iki akide şekerinin toplamak büyük sevinç. Gelinin atan
ineçeĝi tarafa kaşık, ayna, tabak konulur. Atadan inen gelin onun
üzerine basar. Şayet bunlar kırılırsa gelin eve uĝur getirir sayılr.
Gelin eve götürülür. Dışarda davul-zurna çalmaya devam eder. Sonra
damat eve getirilir. Yanında musaibi ve gençler var. Akşamleyin
pir gelir nikahlarını kılar. Berbular yatakları hazırlarlar ve üzerine
beyaz çarşaf atarlar. Damatın ailesi yatmak için başka evlere giderler.
Damat ve gelini yalnız bırakırlar bu gece evde. Damat ın musaibi
bir kac arkadasi ile arada sırada kapıyı-pençereyi vurarak damada
sorar: „ Tu Gurî ya Ruvîyi? (Sen Kurtmusun yoksa Tilkimi?) Şayet
damat ez Gurim derse, muradina ermislerdir, anlamına gelir. Şayet
ez Ruvîme derse, bu is daha olmamıştir. Zava olması üzun sürerse,
damatı o zaman soĝuk suyun altına tutarlar.
Sabahleyin berbular gelir ve çarşafın kanlı olup olmamasına bakarlar.
Kanli çarşaf köyün yaşlı kadınlarına gösterilir. Gelin evde 6 ay-
1 sene evin büyükleriyle konuşmaz. Sadeçe baş işaretiyle evet veya
hayır der. Başını yana salaması hayır, öne doĝru sallayark üf demesi,
evet anlamına gelir. Biz evli çiftlerimize yaşam boyu mutluluklar
dileriz. Işte eski zaman içinde KOVIK ‘te bir evlenme hikayesi.
KOVIK.de sitesindeki arkadaşlara tesekür eder, tüm köylülerimize
güzel günler dilerim.
Saygılarımla
M. Ali Sarikaya
Hamburg, 6 Aĝustos 2010
|